ANNE BEN ASKERİM - Savaş Sonrası 4
   
  Anasayfa
  Ziyaretci Defteri
  Bilinmesi Gerekenler
  Asker Siirleri
  Sehit Mektupları
  Atatürk
  Savaslar
  Anıtkabir
  Canakkale
  => Savaş Hazırlık
  => Savaşın Gidişatı 1
  => Savaşın Gidişatı 2
  => Savaşın Gidişatı 3
  => Yabancı Görüşler
  => Savaş Hatıraları
  => Savaş Sonrası 1
  => Savaş Sonrası 2
  => Savaş Sonrası 3
  => Savaş Sonrası 4
  Savas Aniları
  Videolar
  Ne Nedir?
  Son Dakika
  Site Ekle
  Webmaster (Sitene ekle)
  Asker Fıkraları

Açılış Sayfası Yapın Sık Kullanılanlara Ekleyin ZİYARETCİ DEFTERİ SayfayıÖner Image and video hosting by TinyPic






ÇANAKKALE’DE BİR ŞÂİR: AHMET HÂŞİM
“ 1915’de bütün Türk gençleri ile birlikte Çanakkale’de [Ahmet Hâşim de] savaşmış fakat bu tecrübelerinden pek az bahsetmiştir.”*
Bir şairin savaşa katılması, savaş esnasında ya da savaş sonrasında yapacakları itibariyle normal bir insanın katılımından elbetteki farklı bir durum arz eder. Hele bu savaş Çanakkale ve savaşa katılan da Türk Edebiyatın’ın en büyük şairlerinden biri olan Ahmet Hâşim olursa.
Ahmet Hâşim hem şiirleri hem de yaşayışı itibariyle nev-i şahsına münhasır bir şahsiyet. Savaşa olan tepkisi de beklenenden farklı. Düşündüğümüzün ya da tahmin ettiğimizin aksine bir tutum yani. Bu tutumu belirtmeden önce, Hâşim’in sanat görüşünü bilmemiz gerekiyor ki şairimize karşı haksız bir değerlendirme yapmaktan kaçınalım.
Osmanlı bakıyyesi şairlerin en kuvvetlilerinden olan ve birçok Cumhuriyet devri şairini etkileyen Hâşim, şiirleri dilden dile dolaşsa da toplumun neredeyse bütününe mal olmuş hareket ve akımlardan uzak durmuştur. Bu, şüphesiz onun sanat anlayışından kaynaklanmaktadır. Şiirlerini sembolist anlayış çerçevesinde kaleme alan şairimiz günlük olaylardan, toplumu derinden etkileyen hâdiselerden hatta kendi sıkıntılarından ve çilelerinden bahsetmez. Elbette şirinin derinliklerine inildiğinde, özellikle çocukluğunu geçirdiği şehir ve maruz kaldığı olayların tesiri görülür. Ama bunlar çok derindedir ve vasat okuyucuların vâkıf olması mümkün değildir.

Ahmet Haşim Fecr-i Âtî edebiyat grubuna dâhildir. Bu topluluktakiler, şiir ve sanat anlayışları itibariyle Servet-i Fünûncuların devamıdırlar. Yani sanat sanat içindir anlayışını benimsemişlerdir. Hâşim de Fecr-i Ati beyannamesine imzasını atmış ve hayatı boyunca kabul ettiği sanat anlayışından sapmamıştır. Elbette şairimizin yaşı ilerledikçe fikirleri de inkişaf etmiştir ama bulunduğu çizgi itibariyle ilk şiirindeki tutumu neyse son şiirinde de aynı Hâşim çıkar karşımıza. O ne millî edebiyatçılardan ne de diğer gruplardan etkilenmiştir. Şunu da belirtelim ki Hâşim’in yaklaşık on yıllık bir şiir orucu vardır. 1911–1921 seneleri arasında Hâşim’in hiç şiiri yayımlanmamıştır. Ne mecmualarda ne de gazetelerde tek bir şiirine rastlanmaz. Ya yazmamış ya da yazdıklarını neşretmemiştir. Sanat anlayışındaki sağlamlığın delili tam da burada çıkar karşımıza. Haşim orucunu Dergâh mecmuasında yayımlanan “Bir Günün Sonunda Arzu” şiiriyle bozar. Tarihler 1921’i göstermektedir. Yani İstiklal savaşı günleri. Millet vatanı işgalden kurtarmak için istiklal mücadelesi verirken, deyim yerindeyse kan gövdeyi götürürken, o tutmuş bir günün sonundaki arzudan, istekten bahsetmektedir. Elbette o sıkıntılı ve gergin ortamda bu şiir tartışmalara sebep olur ve Haşim eleştiri oklarına maruz kalır. O ise doğru bildiği yolda ilerlemeye devam eder ve yine aynı üslûpla yazar şiirlerini. Hatta, hem bu eleştirilere bir cevap hem de onun poetikası konumunda olan ve aynı zamanda Türk Edebiyatı’nın ilk esaslı poetikası sayılan “Şiirde Mânâ ve Vuzûh” veya “Piyâle Mukaddimesi” olarak adlandırılan metni kaleme alır. Bu olaylar ve yazılardan sonra sanat anlayışını ve şiirini bir mücahit gibi savunan bir Ahmet Hâşim çıkar karşımıza.

Haşim’in sanat anlayışında ne derecede sâbit-kadem olduğunu yakın dostu Nurullah Ataç şu cümlelerle özetler: “Ahmet Haşim, şiirini böyle herkese kabul ettirmek için modaya hiçbir tavizde bulunmadı. Eserleri beğenilen şairlere uymadı. Kendi çerçevesi içinde mütemadiyen değişen bu şair, denilebilir ki hiç değişmedi. İlk manzumeleri kimlere hitap ediyorsa, hangi tasavvurunun mahsulü ise, yeni şiirleri de yine o tasavvurlarının mahsulüdür ve yine o kârilere(okuyuculara) hitap eder.”**
Hâşim’in iyi kötü bir portresini çizdik sanırım. Şimdi de Çanakkale günlerine bir göz atalım. Edebiyat tarihlerinde birkaç cümleyle geçiştirilen Çanakkale günleri hakkında hakikaten yok denecek kadar bir malumat kıtlığının olduğunu belirterek söze başlayalım.

Hâşim 1915 senesinde Çanakkale cephesine yedek subaylık vazifesiyle tayin edilmiştir. Yani bazı şair ve aydınlar gibi askere moral vermek ya da savaşın gidişatını belgeleyen notlar alıp fotoğraflar çekmek için değil. Ne kadar kaldığı neler yaşadığı tam olarak bilinmiyor. Çünkü bu günlerinden çok az bahsetmiştir. Savaş hakkında ne bir şiiri ne de yazısı vardır.
Hüzünlerimizi destanlaştıran şair olan Mehmet Akif’e farklı bir üslupla bir zafer destanı olan “Çanakkale Şehitleri” manzumesini, Necmettin Halil ONAN’a “Dur Yolcu” şiirini yazdıran Çanakkale zaferi, Haşim’e bir şiir yazdıramamıştır.
Biz onun hassas ruhundan askerlerimizin şevkini artıracak, milletimize moral verecek; şair ruhun inceliğine karşı savaşın hoyratlığı ve bu iki zıt duygunun o hisli ruhtaki aks-i sadalarını yansıtan şiirler beklerken o susmakla yetinir. Tâ 1921’e kadar. Bu tarihteki şiirin özelliğinden ve yapılan tartışmalardan bahsettik yukarıda. Çanakkale sonrasındaki tutumu da bu tutumu kadar kesindir. Yani Ataç’ın ifadesiyle, modaya uymak için asla sanatından taviz vermemiştir. Ondan Çanakkale hakkında
“Savaş, yine savaş, yine savaş
Boğazda bir çığlık koptu can-hıraş”

diye başlayan bir şiir beklemek onu tanımamak manasına gelir. Ama kim bilir belki bir gün bir yerlerden saklı kalmış bir şiiri ya da yazısı çıkar. Kim bilir?

Kaynaklar:
*İnci Enginün, Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları, s.133, Dergâh yay., 4. basım, İstanbul 2001
**Nurullah Ataç, Miliyet, nr.2517, 12 Şubat 1933

Kasım HIZLI - 25 Ekim 2007





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:
   
Bugün 1 ziyaretçi (30 klik) burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Ordu Haber Altınordu Haber Akkuş Haber Aybastı Haber Çamaş Haber Çatalpınar Haber Çaybaşı Haber Fatsa Haber Gölköy Haber Gülyalı Haber Gürgentepe Haber İkizce Haber  Kabadüz Haber Kabataş Haber Korgan Haber Kumru Haber Mesudiye Haber Perşembe Haber Ulubey Haber Ünye Haber Orduhaber Altınorduhaber Akkuşhaber Aybastıhaber Çamaşhaber Çatalpınarhaber Çaybaşıhaber Fatsahaber Gölköyhaber Gülyalıhaber Gürgentepehaber İkizcehaber  Kabadüzhaber Kabataşhaber Korganhaber Kumruhaber Mesudiyehaber Perşembehaber Ulubeyhaber Ünyehaber